Küçüklüğümüzde, dokunmaya korktuğumuz o ürkütücü otun, faydaları saymakla bitmez. İçinde demir, kalsiyum, magnezyum, karoten, A, B, C, K vitaminleri, potasyum, krom, çinko gibi birçok mineral bulundurmaktadır.

Isırganotu (Urtica spp.) ülkemizde tarla, yol ve orman kıyılarında doğal olarak bulunan ve dızlağan, ağdalak, dalagan, ısırgı gibi yöresel adlara sahip tek veya çok yıllık otsu bir tıbbi bitkidir. Özellikle Karadeniz Bölgesinde çok yoğun olarak yayılış gösteren bitki kimyasal içerik yönünden oldukça zengin olup yüzyıllardan buyana; ilaç, gıda, lif, boya ve kozmetik olarak kullanılmaktadır. Günümüzde ısırganotu üzerindeki tıbbi çalışmaların sayısı ve hazırlanan farklı formlardaki farmakolojik ürünlerin satış değeri dünya genelinde her geçen gün artmaktadır.

Isırgan otunun faydalarını sayacak olursak;

  • İdrar söktürücüdür,
  • Vücuttaki ödemin ve iltihabın giderilmesine yardımcı olur,
  • Kabızlık giderir,
  • Sindirim sistemindeki zararlı bakterilerin temizlenmesini sağlar,
  • Grip nezle ve üst solunum yolu hastalıklarının iyileşmesinde etkilidir,
  • Böbreklerde bulunan bakteri, kalsiyum kristalleri veya taş gibi şeylerin atılmasını sağlar,
  • Sindirim sistemindeki, böbreklerdeki ve kandaki toksinlerin atılmasına yarar,
  • İltihabi eklem ağrılarının veya romatizmal hastalıkların tedavi edilmesinde etkindir. İbuprofen veya nonsteroid gibi anti-inflamatuar ilaçlara benzer etkilere sahip olduğundan kas ağrılarının azalmasında etkilidir.
  • İçeriğinde bulunan, biyoaktif fitokimyasallar sayesinde prostat dokusunun küçülmesine yardımcı olur.
  • Özellikle kuru ciltlerde, egzamalarda, ciltteki kızarıklık veya şişkinlik gibi deri rahatsızlıklarında, Antihistaminik ve anti-enflamatuar özellikleri nedeniyle iyileşmesinde etkilidir.
  • İltihap kurutucu etkisi nedeniyle idrar yollarında bulunan iltihabın sökülüp atılmasını sağlar.
  • İçeriğindeki olansis, bor ve bolca kalsiyum ve magnezyum nedeniyle yaşlılarda ve çocuklarda kemik sağlığının gelişmesine ve korunmasına yardımcı olur.
  • Vücuttaki hemoglobin seviyelerini yükseltmeye yardımcı olur. Bununla birlikte kansızlığa neden olan demir düşüklüğünün de giderilmesini sağlar. Kırmızı kan hücrelerini arttırmaya yarayan B ve C vitaminlerine sahiptir.
  • Astıma neden olan daralan broşlar ve tıkalı burnun açılmasında etkili olduğundan, ısırgan tüketmek astıma iyi gelmektedir.

Isırgan otunun temel kimyasal içeriğinde; asetofenon, asetilkolin,aglutinin, alkoloidler, astragalin, butiric asit, kafeic asit, karbonik asit, klorojenik asit, klorofil, kolin, kumarik asit, folasin, formik asit, fridelin, histamin, kaemferoller, koproporipirin, lectinler, lecitin, lignanlar, linoleik asit, linolenik ast, neoolilivil, palmitik asit, pantotenik asit, quersetin, quinik asit, scopoletin, serotonin, stesteroller, stigmasterol, suksinik asit, terpenler, violaxanthin, ksantofil bulunur

Isırgan otu çayı nasıl yapılır?

Prostat için

Doktorunuza danışarak, günde 300 mg lık kapsüllerden alabilirsiniz. Bunun yanı sıra yemeğini yiyebilir veya çayını içebilirsiniz.

Menopozda ısırgan

Kemik sağlığını korumak için ısırgan yemeği yenmeli, çayı içilmelidir.

Birinci yüzyılda Yunan hekimler Dioskorides ve Galen ısırgan otu yapraklarının diüretik ve laksatif özellikte olduğunu ve astım, akciğer iltihabı gibi hastalıkların tedavisinde kullanıldığını rapor etmişlerdir. Buna benzer olarak ısırgan otu hemen her ülkede halk hekimliğinde kullanılmaktadır. Isırgan otu yaprakları ve tohumlarının tek başına ya da diğer bitkilerle birlikte diyabet, ekzema, hemoroit, karaciğer iltihaplanması, anemi, romatizma ve prostat kanseri gibi hastalıkların tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir

Cilt rahatsızlıkları için

Isırgan otunu kaynatın ve soğuyana kadar dolapta bekletin. Bu soğuk ısırgan çayını günde 3 defa problemli bölgeye sürün.

Eklem ağrıları için

Isırgan otunun taze yapraklarını 15 dakika boyunca sıcak kaynamış suda bekletin. Ardından süzün ve ılındıktan sonra için. Bunu bir hafta boyunca her gün tüketin.

Isırgan otu türleri oldukça besleyici olup sindirilmeleri de kolaydır. Yapraklar başta demir olmak üzere mineral maddeler, C ve A vitamini), esansiyel aminoasitler, askorbik asit ve çeşitli mineral elementler (West, 2000) ve esansiyel sabit yağ asitleri (Guil-Guerrero ve ark., 2003) bakımından oldukça zengindir. Bitkinin çay olarak kullanımı oldukça yaygındır.

Isırgan otunun zararları nelerdir?

  • Bazı kişilerin kan şekerini düşürebilir. Özellikle diyabet ilacı alanlar veya kan şekeri seviyeleri düşük olanlarda geçerlidir.
  • Isırgan otunun kanı sulandıran özelliği vardır. Aspirin gibi kan sulandıran ve kanın pıhtılaşmasını önleyen yapısı nedeniyle, ısırganı özellikle operasyon veya ameliyatlardan önce tüketmemek gerekir.
  • Tansiyonu düşük olan kişilerde veya tansiyonunun düşmesi için ilaç kullanan kişilerde daha da fazla tansiyon düşmesine neden olabilir.
  • Fazla ısırgan tüketmek, uykuya veya halsizliğe neden olabilir.
  • Rahimde kasılmaya neden olduğundan, özellikle hamilelikte tüketilmemelidir. Düşüğe neden olabilmektedir.
  • Böbrek rahatsızlığı olanların doktoruna danışmadan ısırgan tüketmemeleri tavsiye edilir.
  • Bazı kişilerde mide bulantısına, mide ağrısına, boğaz ağrısına ve kusmaya neden olabilir.
  • Isırgan otu yemeğini veya çayını yaparken mutlaka eldiven kullanın.
  • Çocuklara ve hamilelere tükettirmeden önce doktorunuza başvurun.
  • Kan sulandırıcı etkisi nedeniyle, daha önce beyin kanması geçirmiş veya ameliyat olacak olan hastaların doktorlarına başvurmadan kullanmamaları önemle rica olunur.
  • Günde 2 bardaktan başka ısırgan otu çayını içmeyin.
  • İdrar söktürücü özelliği nedeniyle uzun süre kullanmayın. Aksi taktirde vücutta susuzluğa neden olacaktır.

Seyredin: Isırgan otunun faydaları nelerdir?

ISIRGAN OTUNUN TARİHÇESİ

Isırgan otunun geçmişi antik çağlara dayanır. Ancak, o zamanlardan elimize kalan belgelerde, ısırganın hangi türünün konu edildiği belirtilmemektedir. Eski Yunanlılarda “apokalif” ve “knide” olarak tanınan ısırganın şifalı etkileri Hippak rates•in (M.ö. 460-377) eserlerinde bahsedilmektedir ( CHAURASIA,1987). Aristo•nun öğrencisi Theophrastus (M.ö. 372-285), “Historia plantarum” da ısırganın bitki olarak özelliklerine değinmiştir. Anadalulu Dioscorides (M.S. l.yüzyıl), “Materia Medica” da ısırganın çok sayıda şifalı etkilerini sıralamış, özellikle köpek ısırmaları, kangren, ülser ve tümör tedavilerinde yararlı olduğunu belirtmiştir (HUXLEY ve TAYLOR, 1984). Oioscorides, ayrıca ısırgan yapraklarından yapılan yemeği de övmüştür (GUNTHER, 1959). Eski Yunan ve Roma•da, insanların kendilerini:ısırganla döverek romatizma ağrılarından kurtuldukları bildirilmektedir. Romalı Plinius (M.S. 23-79), “Naturalis Historia’da ısırganın şifalı özellikleri üzerine bilgi vermiş ve baharda yapılan yemeğini önermiştir (ANON, 1961). Bitkinin, halk tıbbında kullanımı orta çağlarda, özellikle batı ve güney Avrupa•da yaygınlaşmış ve önem kazanmıştır (CHARPIN ve ark., 1977). Hildegard von Bingen•in (1098-1179), “Physica” ve Paracelsu’un (1493-1541) “Signatura Plantarum”unda çesitli dertler için, otun hazırlanma tarifleri verilmiştir. Rönesans dönemi şifalı otlar kitaplarında da bir çok hastalık icin önerilmiştir. BORDE, “Oyetary of Helth” kitabında, ısırganın balgamlı hastalıklara iyi geldiğini bildirmiştir (FURNIVAL, 1870). Hieronymus Bock, “Kreütterbuch Yararlı Otlar” (1577) kitabında, şifalı bitkiler arasında en önemlisi olduğuna inandığı ısırgana, birinci sırada yer vermiş ve onu “aşırı yakıcı .. , “cerahat ısırgan” ve “Roma ısırganı” olarak tanıtmıştır. (CHAURASIA, 1987). Isırgan, halk tıbbındaki önemli yerini günümüze değin korumuştur. Almanya’da ders kitaplarında, tıp alanında kullanımı ayrıntılı olarak verilmiştir (MAOAUS, 1938; KEESER, 1940). Bitkinin, çay şeklinde demlenip veya suyu sıkılarak içildiği zaman, ödem, üre, romatizma, böbrek ve idrar kesesi iltihaplarını iyileştirdiği ve zayıflamada yardımcı olduğu bildirilmektedir. Halk arasında, ayrıca, idrar sökücü, kan temizleyici, menstruasyonu regüle edici, kan durdurucu, yara ve kan oturmalarını iyileştirici, öksürük ve balgam sökücü, sindirim düzenleyici, kuvvet verici, saç dökülmelerini önleyici, ekzama, gut, felç, tiroid bezi ve kanser hastalıklarını tedavi edici özelliklerinden söz edilmektedir (LUTOMSKI ve SPEICHERT, 1983; ATASU ve ClHANGIR, 1984; CHAURASIA, 1987; AKSOY ve ark., 1988). Ancak, bunların çoğunluğu gözleme bağlı olup, etkinlik yolları bilimsel deneylerle gösterilip, açıklanmamıştır.

Etiketlendi:

,