Devrim arabalarını belki bilirsiniz. Aslında TOGG’dan önce de Türkiye yerli otomobil üretmişti. Bu gelişmeler ise Cumhuriyetimizin ilk yıllarında olmaya başlamıştı. Bu yazımızda sizlere Türkiye’nin yerli otomobil serüveninden bahsedeceğiz.

Ford yatırım yapacaktı

Amerika Birleşik Devletleri menşeili Ford firması, Türkiye’de adını duyurmak için yatırım yapmaya hazırlanıyordu. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan Büyük Buhran ekonomik krizi nedeni ile bu yatırım planları da suya düşmüş oldu. Daha üretim süreci bile başlayamamıştı. Bununla beraber 1929 yılında yerli kamyonet ve kamyon üretim tesisleri kurulmuştu.

Ekonomik aile arabası

Türkiye’nin ilk yerli otomobili Anadol olarak bilinse de aslında ilk yerli otomobil Anadol değil. Dünyada lisan ile birlikte üretilen Nobel 200, ekonomik aile arabası olara piyasayı kasıp kavurmuştu. Hatta bu otomobil o kadar başarılı olmuştu ki Türkiye, İngiltere ve Şili’de Nobel, Almanya ve Güney Afrika’da Fuldamobil, İsveç’te Fram King Fulda, Arjantin’de Bambi, Hollanda’da Bambino, Yunanistan’da Attica, Hindistan’da Hans Vahaar markaları ile yollra çıkmaya başlamıştı.

Türkler otomobil yapamaz mı?

Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, yerli otomobil hayali kurmaktaydı. Bu yüzden de mühendislerine oldukça zor bir görev verdi. 4 ay gibi kısa bir süre içerisinde otomobil yapacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, mühendislerin hızlı olmasını emretti. 1 Milyon 400 bin Türk lirası ödenek sağlanarak 20 mühendis, 129 gün içerisinde herkesin dilinde olan Devrim arabalarını yapmıştı bile. Ancak Devrim arabalarına neler olduğu konuşulup durdu.

projede bulunan 20 mühendis, bu işi bir görev olarak değil de aksine bir yaşam amacı olarak görmekte. Bununla beraber haysiyet ve onur mücadelesi olarak adlandırılan bu görevi başaran 20 mühendis, 129 günde Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in istediği Devrim otomobillerini üretmeyi başarmıştı.

Cumhuriyet Bayramı törenine yetiştirilmeye çalışılan Devrim Arabaları, hazırlanmış bir şekilde Ankara’ya yola çıktı. Ancak tren ile birlikte transfer edilen Devrim arabalarının içlerinde benzin, otomobillerin alev alması ihtimaline karşın boşaltılmıştı. Tren, sabaha karşı Ankara’ya ulaştı. İki araç, Sıhhiye’de bulunan Ankara Demiryolu Fabrikası’na indirildi. Kısa mesafede hareket edebilmek için depolarına birkaç litre benzin koyuldu.

Arabaların asıl benzin transferi, Sıhhıye’deki Mobil Benzin İstasyonu’nda yapılacaktı. Ardından da Devrim arabaları meclise kadar sürülecekti. Merak ile beklenilen tarihi an geldi ve Devrim arabaları motorsiklet eskortlar ile birlikte yol açıktı. Ancak Devrim arabalarına eşlik edenlerin, benzin ikmali yapılacağından haberleri yoktu. Bu yüzden de Devrim arabaları meclis önünde bir süre hareket ettikten sonra, devrim arabalarının benzini bitip durdu. Bunun üzerine de dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, Devrim otomobillerinin tarihini değiştirecek o cümleyi söyledi. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in “Garp kafasıyla otomobil yaptık, şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk.” sözleri ile de Devrim otomobillerinin sonu gelmişti. Çünkü bunu propaganda eden insanlar, yaşanan bu benzin ikmali krizini de Devrim arabalarını lekelemek için kullanmıştı. 4 adet üretilen Devrim arabaları, bir daha da üretilmemek üzere durmuştu.

İLGİLİ MAKALE  TOGG fiyatı ile şaşırtabilir. İşte TOGG'un şoke eden fiyatı ne olacak?

Anadolu aslanı Anadol

Yarıda kalan otomobil hikayelerine rağmen, yerli otomobil macerası son bulmamıştı. Yapılacak olan yeni yerli otomobil girişimleri ile birlikte Türkiye, kendini otomotiv sektöründe de kanıtlamak istiyordu. 1966 yılında Otosan, İngiliz Reliant firmasına prototipini hazırlattığı ve prensipte fiberglas gövdeli, bütün mekanik parçaları Ford’dan alınan ve adı bir yarışma sonucu belirlenen Anadol üretilmeye başladı. Anadol’dan sonra 1968’de Tofaş, 1971’de Murat 124 modellerinin üretimine başlandı. Yine 1969’da kurulan Oyak, Fransız Renault lisansı ile ilk modelini 1971’de Renault 12 olarak hayata geçirdi. Bakacak olursak Anadol, birçok yerli otomobilin üretimine vesile olmuş denilebilir.

1980 yılında Devrim’den sonra motoru dahil her şeyi Türkiye’de üretilen Çağdaş, Endüstri Tasarım Ödülü’ne layık görüldü. Uzun yıllar kullanılan ve trafikte bizi yalnız bırakmayan Anadol’un hikayesi ise 1984 yılında son bulmuştu. Anadol sonrası birçok otomobil farklı markalar altında üretilse de malzemelerinin ithal edildiği araçların hiçbiri yerli ve milli olamadı. Devrim gibi yerli otomobillerin üretilmesi Türkiye için bir  hayal olarak kaldı.

Şimdi ise TOGG geliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ve Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’nun (TOGG) çalışmaları ile birlikte, Türkiye2nin yerli otomobil rüyası yeniden hayat bulmaya başladı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) liderliğinde başlayan yatırımcı arayışı çok kısa süreler içersinde son buldu ve ardından da TOGG kurulmuştu. Mehmet Gürcan Karakaş’da TOGG’un CEO’su olarak atanmıştı. Daha sonralarında ise Gebze’deki Bilişim Vadisi’nde TOGG ile ilgili çalışmalar sürdü. Ardından da yapılacak olan Gemlik’teki üretim tesisi ile birlikte TOGG’un seri üretimi gerçekleşecek.